Başarı Hikayeleri
Abdurrahman Güleç, 45, Adana Devamı

Yoksulluk ve sıkıntılarla geçen bir hayat mücadelesidir benimki. Aslında sanki iki beden  dar  bir  gömleğe  girmiş  gibiydi.  “Ben  bu  değilim,  ben  daha  fazlasıyım” diye  düşünürken,hep bir yerlerden başlamalıyım diye kendimi sıkıştırdım durdum. Hep üniversiteyi bitirmiş ve düzenli bir hayat kurmuş arkadaşlarıma imrenirdim. Hep ezilirdi yüreğim. Eksiktim, sanki yarım porsiyonluk bir hayattı yaşadığım, yaşım kaç olursa olsun ben de kendime katmalıydım bir şeyler. Dar gelen o gömleği çıkarıp atmalıydım üstümden. Bu düşüncelerle boğuşurken zihnimde, çaba göstermem gerektiğini  söyleyip  durdum  kendime.   İnsan,  bedenini  doyurmak ihtiyacı hissederken ruhunu aç bırakıyor çoğu zaman. Ben de bu ruh açlığımı gidermek amacıyla öğrenme ve araştırmaya başladım. Olmaması için hiç bir engel yoktu aslında kendi önyargımdan başka. Başarmak, öğrenmek, kendini geliştirmek kişinin kendi elinde. Fark etmese de insan ben bunu fark ettim. Bir tık daha üstlerde yaşamak için hayatı şu an öğreniyorum, araştırıyorum başarmak için ne gerekiyorsa yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Bu amaçla 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık Bölümü’ne kaydımı yaptırdım. 2013-2014 döneminde önlisans diplomamı aldım. Bir yıl ara verdikten sonra 2015-2016 döneminde Sosyoloji Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Şu an dördüncü sınıf öğrencisiyim, lisans mezunu olup bunun hazzını da tatmak istiyorum. Önyargılarımızın zincirini kırdığımızda kendimizin farkına varırız. Yılmak, usanmak, pes etmek yok. Başkalarının sizi sığdırmak istediği kalıplara girmek zorunda değilsiniz. Kendi kişiliğinizle, kendi karakterinizle ayrı bir birey olarak kendi tercihlerinizle hayatınızı şekillendirmek sizin de hakkınız.

...
Anonim, 48, Diyarbakır Devamı

Bir kamu kurumunda, Jeoloji Mühendisi olarak çalışıyorum. Hizmet sürem yirmi dört yıl oldu. Nerdeyse emekliliğe yaklaştım. Mesleğimi de seviyorum aslında. Ama işte Sosyoloji, Felsefe, Psikoloji hep ilgi alanımda olan konulardı. Bu konulardaki kitapları okumak, bunlarla zaman geçirmek benim için ders çalışma gibi değil de, bir hobimle zaman geçiriyormuşum gibi geldi bana hep. Aklımın bir kenarında hep vardı bu bölümleri okuma isteği. Çok geç kaldım artık, ders çalışmaya fırsat bulamam, iş yerindeki yoğun işler, çocuklar, aile vs. diye diye yıllar su gibi aktı.  Sonunda dedim  ki, hayat çok kısa ve bu benim gönlümün çok istediği bir şeydir. Neden uzun yıllar gönlümde saklı olan bu hayalimi gerçekleştirmeyeyim ki? Ne kaybederim? Sınavsız İkinci Üniversite olanağı da verilmişken neden okumayayım ki? Böylece bu olumsuz düşünceleri kafamdan uzaklaştırıp Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Eşim ve kızımla aynı üniversitede öğrenci oldum. Önce eşim Açıköğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü’ne başlamıştı. Geçen yıl da kızım Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladı. Bu yılın başında da ben başladım. Böylece ben, eşim ve kızım Anadolu Üniversitesi öğrencisi olduk. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi sayesinde eşim de çok arzuladığı üniversite okuma hayalini gerçekleştirmiş oldu. Ben de uzun yıllar gönlümde sakladığım hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Ders kitapları, web sitesindeki ders çalışma ortamları çok çok güzel. Web sitesindeki canlı dersler, kalite elçileri, çevrimiçi toplantı ortamları sayesinde öğrenci olduğumuzu, değer verildiğimizi daha fazla hissediyoruz.

1. yarıyılda ders çalışırken kendimi derslere iyice veremediğimden ve sınavlara girerken çoğunluğu bana göre oldukça genç olan öğrencileri görünce “Bu okulu bıraksam mı acaba?” diye birkaç kez tereddüt yaşadım. Bu şekilde 1. yarıyılı tamamladım. Ancak aldığım notlar çok yüksek olmamasına rağmen dönem sonu ortalamam 3,39 olunca çok mutlu oldum. Hukuk Fakültesi’nde okuyan kızım, “Baba ya! Ben örgün okuyorum notlarım böyle yüksek değil kendimi kötü hissediyorum.” diyor. Şimdi arada konuştukça “Kızım, not ortalaman kaçtı? Unuttum ben.” diyerek takılıyorum. Açıköğretim Fakültesi’ne emek veren tüm hocalarımıza ve diğer çalışanlara çok teşekkür ediyor ve selamlarımı yolluyorum.

...
Çiçek Günyağdı, 57, Antalya Devamı

Doğu Anadolu Bölgesi’nin bir ilinde dünyaya geldim. Büyüdüğüm bölge halkı eğitim ve öğrenime önem vermeyen, kız  çocuklarının  okutulmasına  hiç  sıcak bakmayan,  kendi pencerelerinden baktırmayı zorunlu hâle getiren bir yapıdaydı. Büyüklerimizin gelenek ve göreneklerle mücadele ederek gönderdikleri Devlet Yatılı Bölge Okulları’nda ilk ve orta bölümünü bitirip, öğretmen lisesini kazandım. Liseye gitmek çok daha büyük sorun oldu. Azmimle kazandığım liseyi mücadele ederek bitirdim. Ekonomik durumum iyi olmadığından işe başladım. Üniversite nedir? Ne sağlar, bilmediğim için sınavına kaçamakla  da  olsa  girdim.  Tercih  hatasından   dolayı   yerleşemedim.   O   zamanlar   bir tek Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin adını duymuştuk,  orda hangi bölümler var,  nasıl tercih yapılır, bilen ya da yönlendiren olmadığından, kendi dünyamızda lise mezunu olarak işe başladık. Daha sonraları evlenip çocuklara karıştık. Okuma şansını yeniden veren Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nin adını duyup sınavlara girdim, kazandım. 3 adet önlisans 1 adet lisans bölümü tamamladım ve hâlen Laboratuvar Veteriner Sağlık Bölümü’nü 4 dereceli gözlüğümle okumaya  çalışıyorum.  Öğrendikçe  daha bilinçli yaşıyorum. Öğrendiklerimi paylaşıyorum, günlük hayatta teoriyi pratikte uygulayarak yaşamın mutluluğunu yaşıyorum. Tarım önlisans mezunu olarak lisans haklarımız verilmiş olsaydı bünyenizde lisans tamamlamış olsaydık belki de dünyanın mutlu insanları arasında yer alırdım. Daha da faydalı olacağıma inandığım için umudumu kaybetmeden okumaya öğrenmeye devam ediyorum. 

Teşekkür ederim Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi. Sizin bana verdiğiniz imkânlar sayesinde hâlâ bir öğrenciyim. Yaşım 57 ama öğrenmenin paylaşmanın yaşı yoktur diyorum. Tekrar teşekkür ediyorum.

...
Hatice Kübra Özsemerci, 23, Bursa Devamı

Merhabalar, hikâyeme geçmeden önce böyle bir  uygulamayı  hayata  geçirenlere  teşekkür  etmek isterim.
Benim hikâyem bölümünde gerçekten öyle etkileyici hikâyelere şahit oluyorum ki... Bazen benim için okumak geç artık düşüncesine kapılıyorum ama bu hikâyeleri okuyunca gerçekten kendi düşüncemin ne kadar yersiz olduğunu anlıyorum. Benim Açıköğretim’deki hikâyem lise yıllarımda başladı. Ailemin “Kızlar okumaz” düşüncesinin ve güya liselerin kızlar için uygun yer olmadığı, tehlikeli olduğu inançlarının kurbanı oldum. Bu sebeple ortaokul bittikten bir sene sonra ancak ısrarlarım sonucu Açıköğretim Lisesi’ne kayıt yaptırabildim. 2,5 senede liseyi bitirdim. Fakat hâlâ ailemin baskısı bitmiş değildi. Bu kez de üniversite eğitimim  için karşı çıkıyorlardı. Bu baskıları bende sosyal fobiye ve kendimi yetersiz görmeme sebep oldu. Durumumun farkındaydım fakat artık cesaretim tükenmişti. Çünkü kimse benim isteklerime kulak asmıyor beni dikkate almıyordu. Evde resmen ket vurulmuş mahkûm hayatı yaşıyordum. Okumayı bırakın, iş bulup çalışmam dahi onlar için olaydı. Neden sonra cesaretimi topladım, psikologdan yardım alıp sosyal fobi benzeri, kendime güvensizliğimi yenmeye başladım. O sıralar psikoloji okumaya karar vermiştim. Üç kez YGS’ye girdim fakat matematik yönünden zayıf olduğum için kazanamadım. Birde maddi desteğimin olmayışı sebebiyle sonunda açıktan Sosyal Hizmetler Bölümü’nü okumaya karar verdim. 21 yaşımda iken bu bölüme kayıt oldum. Nasip olursa bu sene  mezun  olacağım.  Ve  şunu fark ettim; hayatta ne kadar çok engel olursa olsun aşılır, fakat o engel kendimiz isek yersiz korkularımız ise maalesef aşılması zor. Ben ise korkumu yendim ve kendi kendime  de  engel  olmamaya söz verdim. İnşallah bu bölüm sonrası bu alanda iş bulup başka insanlara  da faydalı  olmaya  çalışacağım.  Onlara  da  kendi hayalleri doğrultusunda kendi hayat hikâyelerini yazmalarında yardımcı olacağım. Ve tabi benim asıl hayalim psikolog olmak. Bu hayalime de Sosyoloji Bölümü’ne geçiş yaparak ve sonrasında da Psikoloji Yüksek Lisansı yaparak ulaşmayı hedefliyorum.

Ve umarım sizler de engellerin esiri olarak, hayallerinizden, hayatınızdan vazgeçmezsiniz.

...
Anonim, 55, Kırıkkale Devamı

Kendimi, ailemi ve çevremi bilinçli bir şekilde tanımama sebep olan olay; fabrikada işçi olarak çalışan babamın ilkokula başladığım gün, öğretmenime hitaben “Eti senin kemiği benim hocam.” diyerek başladığı konuşmadan aklımda kalan sözüydü. O gün derslerin bitmesini iple çekmiştim. Eve döndüğümde babama, öğretmenime söylediği sözün ne anlama geldiğini sorduğumda, kendisinin çocukluğunda köyde yaşarken, köye devlet memurlarının geldiğini ve dedemden çalışkan bir öğrenci olan babamı, köy enstitüsünde yatılı olarak okutulmak üzere izin istendiğini ancak dedemin tarla tapan işleri yüzünden müsaade etmediğini, bu sebeple beni de öğretmene emanet etmek için bu sözü kullandığını detayları ile anlattı. Sekiz kardeşin beşinci bireyi olarak bu bilinçle liseli yıllara geldiğimde, hem okumak hem de aile bütçesine katkıda bulunmak için çalışıyordum. Yine babamın söylediği “Sen yeter ki oku, gerekirse ben sırtımda taş taşırım.” sözü, benim istikametimi belirlemişti. İşte tam da bu zaman diliminde ayağımın kırılması, hastane koridorunda bez brandalı demirden sedye üzerinde sabaha kadar bekletilmem; bu da yetmezmiş gibi yapılan tıbbi müdahale sırasında uyuşturmak için kullanılan maddenin yetersizliğinden, kopardığım feryat bir çarşafın ağzıma tıkılmasıyla halledilivermişti. Bu olay hayatımdaki ikinci kilometre taşıydı. Artık seçeceğim mesleğe karar vermiştim. Sonuçta doğuştan kemik hastalığı olan, patalojik kırıklar oluşan, ortopedik engelli bir hekim olarak uzunca yıllar çalıştım. Okumayı, öğrenmeyi, herhangi bir  konu  hakkında fikir sahibi olmak için öncelikle o konu hakkında bilgi sahibi olmak gerektiğini bilen bir birey olarak, bir  şey  hakkında  her  şeyi değil de her şey hakkında bir şeyi bilmeyi kendime şiar edindim. İşte bu doğrultuda Anadolu Üniversitesi tarafından yürütülen İkinci Üniversite kavramı ile tanıştım. Bir önlisans programını tamamladıktan sonra şimdi de Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nde öğrenmeye devam ediyorum.

Bu vesile ile bizlere bu imkânı sunan ve emeği geçen herkese  sonsuz  defa  teşekkür  ediyorum.  Son  olarak  son  bir kaç senedir alzaymır hastası olan babamın “Bana bir  harf  öğretenin  kırk yıl kölesi olurum.” diyerek sürekli söylediği vecize ile hikâyemi noktalıyorum.

...
Eda Güngör Korçak, 32, Ankara Devamı

Hayalim oyuncu olmaktı. Ama çeşitli sebeplerden dolayı bu hayalimin  yerini  fotoğrafçılık  aldı.  Fotoğraf  beni  çağırdı  da diyebilirim. Eşimin yılbaşında hediye ettiği makinemle başladım bu yolculuğuma. Sonra Açıköğretim Fakültesi’nin bölümlerini keşfettim ve başvurumu yaptığımda ikinci oğluma 9 aylık hamileydim. Eşimin “Ne işimiz var burada sen bu haldeyken” demesine rağmen iyi ki de oradaydım. Aslında Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunuyum ve bir kamu kurumunda uzman olarak görev yapmaktayım. Ben de pek çok insan gibi, ait olmadığım yerde olduğumu düşündüğüm için hayallerimin peşinden koşmaya çalışıyorum. İkinci bir üniversite okumak benim için çok zor şu dönemde. Bu nedenle Açıköğretim Fakültesi’nin imkânları, benim için çok uygun. Ayrıca sunulan kaynaklar muazzam diyebilirim. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nde ikinci yılımı bitirmek üzereyim. Fotoğraf benim için bir hobi olmaktan çok bir tutku hâline geldi bu sayede. Artık bambaşka hayallerim var. İyi ki varsınız…

Benim gibi ait olmadığı dünyada yaşayanlara ayrı bir dünya sunduğunuz için teşekkürler...

...
Barış Güven, 39, İstanbul Devamı

Benim hikâyem biraz karmaşık. 1980 sonrası daha bebek yaşlarımdayken ailem dağıldı. Gariban babaannemin yanında büyüdüm. İlkokul ve ortaokul çok sıkıntılı bir şekilde bitti. Maddi sıkıntılar çok fazlaydı, çalışmam gerekiyordu. Ama okumayı da çok istiyordum. Maalesef hem yaşlı babaanneme bakıp hem de okuyamadım. Çalışmak zorunda olduğum için hep çalıştım  fakat hep içimde liseyi bitirmek vardı. Bir fırsatını bulup akşam lisesine katıldım ve liseyi bitirdim. Yıllar geçti, içimde hep, üniversiteye gidememenin vermiş olduğu burukluk vardı. Arkadaşlarımın hepsi ben gece gündüz işte çalışırken okula giderlerdi, ben sessizce bir köşede hep üzülürdüm. Bir gün beni gören bir arkadaşım neden sınava girip Açıköğretim Fakültesi’ne kayıt  olmuyorsun  dedi.  Ben de güldüm, yıllar geçmişti nasıl  başarırım dedim.  Sınava  girdim ve başardım. İlk tercihim bir spor kulübünde çalıştığım için  Spor Yönetimi oldu. Çok memnunum ve hâlâ devam ediyorum. İlk senem harika geçti ama son senemdeki maç yoğunluğundan biraz iniş çıkışlarım oldu. Ama gayret edip bitireceğime inanıyorum. İnanmak başarmanın yarısıdır. İnanın ve isteyin. Benim için bir fırsat Anadolu Üniversitesi. Anadolu insanı gibi beni bağrına bastı. Bana bir şans verdi, şu an ders çalışmam lazım, görüşmek üzere. Malum, alttan derslerim var. Hayat böyle, iş ve ailem benim elime  bakıyor.  Bu arada ikinci çocuk geliyor ama çalışmaya devam. Allah büyüktür,
tekrar sevgiler...

...
Zühal Yerlikaya, 62, İstanbul Devamı

Fotoğraf her zaman benim için önemli oldu. Anın ölümsüzlüğü. Geçen yaşam, belleğimizin bize oynadığı oyun kadar var oluyor. Eğer  geçmiş  yaşama  ilişkin  bir  ipucu  algı  alanımıza  girerse,kayıtlı anımız, yeri, zamanı, tadı, kokusuyla geliveriyor aklımıza. Fotoğraf öylesine güçlü bir ipucu ki, her görüşte, o ana götürüveriyor bizi. Fotoğraf bizim, aile tarihimizin kanıtları aynı zamanda. Geleceğe aktarabileceğimiz gerçek tanıklar; fotoğraf kareleri. Psikoloğum ve mesleğimin 33. yılındayken Anadolu Üniversitesi’nin tanıdığı ikinci üniversite imkânıyla Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nü gördüm. İşte, yaşamdaki harika fırsatlardan biri diye düşündüm. Ancak bu bilgiye ulaştığımda bir kongredeydim ve kayıt süresi dolmak üzereydi. O yıl kaçırdım ama ikinci yıl yakından izledim tarihleri, kaydımı yaptırdığım gün dünyalar benim oldu. Kitaplarımı aldığım gün sabaha kadar neredeyse hepsini okumuştum bile. Program daha çok teorik bilgiye dayanıyor ancak pratik için gerekli bilgileri de içeriyor. Merakla, ilgiyle, severek öğreniyorum. Aslında bir devlet hastanesinde uzun yıllar çalışarak emekli oldum. Hâlen bir özel kurumda psikoterapist olarak çalışıyorum ve bir  terapi okulunun eğitimcisiyim. Yeni bir meslek öğreniyorum. Çok sevdiğim  mesleğimin  yanı  sıra  yeni  bir  mesleğim  daha  oluyor. Ne güzel. Fotoğraftan çok video, film ilgimi çekiyor. İki mesleğimi birleştirecek projelerim var. 62 yaşındayım ve gelecek umutlarla, heyecanlarla dolu bir serüven gibi. İyi ki ikinci üniversite uygulaması var.

Çok teşekkür ederim Anadolu Üniversitesi’ne ve bana fırsatları değerlendirme gücü veren yaşama. Nazım’ın dediği gibi “Yaşamak güzel şey be kardeşim”.

...
İsmail Yıldırım, 35, Osmaniye Devamı

Ben şu an bir kamu personeliyim. Yaptığım meslek, Sınıf Öğretmenliği. Aslında bu mesleği çok seviyorum, çocukları eğitmek ve onlara bir şeyler öğretmek, onları geleceğe hazırlamak benim için mutluluk verici bir olay. Bir yandan  da kendimi geliştirmek istiyordum. Kendimi geliştireceğim alanın edebiyat olduğunu biliyordum.  Bu  yüzden Anadolu  Üniversitesi tam da ihtiyacıma cevap  veriyordu.  Hiç vakit  kaybetmeden kaydımı yaptırdım ve ikinci üniversite olarak Türk Dili Edebiyatı Lisans Programı’na başladım. Son sınıftayım ve bu bölüm benim edebiyatın büyülü dünyasına girmemi sağladı. Herkesin bildiği sıradan bir edebiyat ile Anadolu Üniversitesi’ndeki Edebiyat Bölümü arasındaki farkı görmek, bana ve hayatıma bir ayrıcalık kattı. Bilgim arttı, kültürüm arttı ve yapmış olduğum şu an ki mesleğim olan Sınıf Öğretmenliği ile öğrencilerime edebiyatın çok geniş bir yelpazesi olduğunu ve bu yelpazede onların da birer şair, yazar, tiyatrocu olabileceğini görmelerini sağladım. Onlara edebiyatı sevdirerek ülkeme en güzel değerleri kazandıracağımın  bilinciyle  mutluyum ve bu noktada ne kadar şanslı olduğumun farkındayım. Bütün bu sebepler vesilesiyle söylemeliyim ki; iyi ki Anadolu Üniversitesi iyi ki Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı var. Benim hikâyem bu.

Teşekkürler...

...
Anonim, 37, Almanya Devamı

Benim hikâyem aslında 20 sene öncesinde, liseyi son senesinde yarım bırakarak Almanya’ya gelmemle başladı. Hayatımda her şey yerindeydi ama yine de yarım kalan bir şeyler vardı. Bir şeyler eksikti. Evlilik, çocuklar derken bir yerlerde unutmuştum kendimi. Peki, bu neydi? Hep geleceğe dair eğitim ve kariyer hayalleri olan ben,  maalesef  sadece  ev  hanımı  olup  çıkmıştım.  Bir gün bir vesile ile Almanya’da da Türkiye’ye ait lise diploması alabileceğimi öğrendim. Yaşıma ve insanların vereceği tepkilere aldırmadan başvurdum. Ve yaşça benden  çok  küçük  gençlerle,  okul arkadaşı olup liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına girdim. Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı’nı kazandığımı öğrendiğim andaki sevinci hayatım boyunca yaşamamıştım. Çünkü ben hep üniversiteye gitmek, meslek sahibi olmak istemiştim. Sonunda kendim için  ama  sadece  kendim  için bir emek sarf edecektim. Zordu, zorlandığım zamanlar  hakikaten çok oldu. Nasıl çalışacaktım, hangi sistemle  başarılı  olacaktım;  soru, sınav, kendi kendime nasıl öğrenecektim. Ev, çocuk, iş, misafir derken bazen başımı kaşıyacak zamanım olmuyordu. Ama ben hiç yılmadım. Hiçbir zaman da bunalıma girmedim. Çünkü en başta okumayı istedim ve sevdim ve kendime inandım. Yanımdan kitaplarımı hiç ayırmadım. Doktorda beklerken, otobüste yolculuktayken, güneşlenirken, balkon sefası yaparken ders kitaplarımı okudum. Hatta hastanede hasta bir hâlde yatarken kendimi biraz iyi hissedince kitaplara sarıldım. Kitap okuyamayacağım yerlerde, mesela yemek veya ütü yaparken dizi değil derslerimin videolarını seyrettim. Fabrikada çalışırken veya ev işi yaparken videoları izleyemeyeceğim vakitlerde videoları ve sesli kitapları telefonuma indirip kulaklıkla dinledim. Sınava yakın zamanlarda da geçmiş sınavlarda çıkan soruları ve deneme sınavlarını çözdüm. Arkadaş guruplarıyla buluşarak çalışıp birbirimize destek verdik. Cumartesi, pazar, senede 4 kere 1 saat uzaklıktaki Köln şehrine gittim. Sınavlar geçtikçe bir de baktım ki 4. sınıf 8. yarıyıla gelmişim. Ben arkaya hiç bakmadım, hep önüme ve geleceğime baktım. Kendim için bir şeyler yaparken, çocuklarıma iyi bir örnek olmaya çalıştım. Almanya gibi Avrupa’nın birçok yerinde benim gibi aynı kaderi ve düşünceleri paylaşan arkadaşlarım için Açıköğretim Fakültesi bir umut, bir ilaç, bir teselli oldu.

Bu hayal bizim için yaşanmamış bir masaldı ama şimdi yaşanmış bir hikâye oldu… Teşekkürler Anadolu Üniversitesi...

...
Duyurular
2018-2019 öğretim yılının sona ermesiyle birlikte mezun olmaya hak kazanan öğrencilerin diplomalarına kavuştuğu törenler, 2’inci gününde de büyük bir heyecanla devam
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri’ne bağlı bölümlerden mezun olmaya hak kazanan yüzlerce öğrenci, her yıl olduğu gibi bu yıl da
Türkiye’nin dünyada Global Kampüsü olma iddiasını sürdüren ve bu doğrultuda ülke sınırlarını aşıp 27 ülkede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve
Anadolu Üniversitesinin sunduğu e-Sertifika programlarına web tasarımı ve kodlama konusunda 4 yeni program eklendi. Bu programlardan biri olan Web Tasarımının Temelleri e-Sertifika Programı,